SEVGİ YOKSULLUĞU



Yoksulluk, fakirlik, deyince hemen akla, para, yiyecek ve giyecek yoksulluğu gelir. 


Bunlara sahip olmayan kişilere fakir, yoksul deriz, değil mi? Oysaki bana göre en önemli yoksulluk, sevgi yoksulluğudur. Nasıl ki insanın bedenini yiyecek ve içecek yaşatıyorsa, insan ruhunu da sevgi yaşatır. Ruh sağlıklı ve mutluysa, bu bedenimize de yansır ve bedenen kendimizi çok sağlıklı ve güçlü hissederiz.

 

Sevginin gücünü hiç kimse inkâr edemez. Kâinat bile sevgi uğruna yaratılmıştır. Allah (c.c) bir kutsi hadiste; ”Habibim, sen olmasaydın ben bu alemleri yaratmazdım.” buyuruyor. Kâinat’ta her şeyin Allah’ı zikir edişi, sevgiden, aşktan değil mi? Rasulullah’ın ümmetine olan sevgisi değil mi O’na, mirac’dan dünyaya geri dönme şevkini veren. Allah’ın ; ”Rahmetim gazabımı geçti ” sözü, kullarına olan sevgisinden değil mi?

 

Hemen hemen hepimizin hayatında bizi derinden etkileyen sevgiler olmuştur. Varlığıyla bize can veren, yokluğunda ise canımızdan eden sevgiler… Nedir bu sevgi? Nasıl bir şeydir ki insana hem bu kadar can veriyor, hem de bir o kadar canlar alıyor. Herkesin kendine göre bir sevgi tanımı vardır. Bana göre sevgi; emek ister, yürek ister, zaman ister, fedakârlık ister, ilgi, alaka ister, hepsinden önemlisi, yeri ve zamanı geldiğinde bir can ister. Kendinden vazgeçmek ister, kolay değildir, sevmek, seviyorum diyebilmek. Ağır sorumluluk ister, sevgine ve sevdiğine sahip çıkabilmek. İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, varlıkta ve yoklukta, yanında olabilmek, ” her şeye rağmen seni seviyorum, her güçlüğü seninle aşarım” diyebilmektir gerçek sevgi… Karşılaştığı ilk zorlukta U dönüşü yapıp, arkasına bile bakmadan gitmek, çoluğunu, çocuğunu terk etmek, pek de baba yiğitçe olmasa gerek. Gerçek sevgi, her şeye rağmen sevebilmektir. Nedensiz, çıkarsız, beklentisiz, koşulsuz olmalıdır. Derneğe yardım almaya gelen bayanların çoğu, eşleri tarafından terk edilmiş, yalnız kaldıkları gibi, birde çocukları kalmış üstlerine. Eli öpülesi analar, yokluğa rağmen kolay kolay terk etmezler çocuklarını. Sevgi anaların “yüreğinde”, babaların ise “cebinde”… Paraları olmadı mı atıveriyorlar çocuklarını ve eşlerini başından. Ağır geliyor bakmak, çalışmak, kolayı seçiyorlar. kaçmak onlar için bir kurtuluş. Ama kaçamayacakları bir yer var, o’da vicdanları… Bence insana ceza olarak bu yeter. Çünkü, vicdan azabı kadar büyük azap görmedim insana… Gözünde yaşlarla eşim beni terk etti diyen kadınlar ve mahsun şaşkın gözlerle bakan çocuklar gördüm. Neden ille de sevgi diyorum biliyor musunuz? Çünkü onları yıkan, üzen, manen öldüren, açlık fakirlik değildi. Onlar açlığa, susuzluğa razıydılar, yeter ki babaları çekip gitmeseydi. Kendilerine sahip çıkan bir babaları olsaydı da, var fakir olsalardı..

 

İnsan sadece ekmek yiyerek, su içerek yaşabiliyor ama sevgisiz yaşayamıyor. 6 aylık süreler içinde baktığımız bazı yoksul ailelere bakıyorum da;  giyim ve gıdalarını verdiğimiz halde, gözlerinde hala mutsuzluk var. Neden?  Çünkü onları mutsuz eden beden açlığı değil, sevgi açlığı… Gözleri hiçbir zaman çoşkuyla bakamayacak hayata ve insanlara… Bir İnsanın başkalarını mutlu edebilmesi için, önce kendisi mutlu olmalı. Başkalarına sevgi verebilmesi için önce kendisi sevildiğini bilmeli. İnanın bir annenin çocuklarına sevgiyle bakabilmesi için kendisinin de sevildiğini bilmesi lazım. Bir kocanın, evine bakabilecek güce sahip olması için sevildiğini bilmesi lazım. Çocukların kişilikli, şahsiyetli olabilmeleri için sevginin kucağında yetişmesi lazım. Hayatta ısrarla savunduğum tek şey sevgi, sevgi, ille de sevgi. 7 yaşımda yaşadım ilk büyük sevgimi. İlkokul birinci sınıfta öğretmenimi ne çok sevmiştim, çok kısa zamanda hem de. Bir haftalık öğrencisi idim ki beni ailem o öğretmenimden ayırmıştı. Hem de bana sormadan danışmadan. Şimdiki çocuklar çok şanslı bizlerden. Fikirleri soruluyor, istedikleri oluyor. Benim zamanımda çocuğun pek değeri yoktu. Fikri mi olacaktı ki sorulsun. Her neyse ayrılık acısını çok küçükken yaşattı kader bana.. Bir hafta da nasıl bu kadar sevebildim, nasıl bu kadar bağlanabildim bende şaşarım. Ama bütün varlığımla annemden de üstün bir sevgiyle sevdim  “Türkan Korkmaz”  öğretmenimi.. Canım öğretmenim,  sen belki beni hatırlamazsın bile, ama ben seni hiç unutmadım, sen benimle ilgilenmiş ve beni sevmiştin. Bana benim ne kadar değerli olduğumu hissettirmiştin. Sana canımı verecek kadar bağlandım ama hayatımda yaşayacağım diğer ayrılık acılarının temelini, Allah bana senden ayırarak attırdı, sanki. Senden sonra başka öğretmenlerim oldu ama ben sevgide çok vefakar ve de sadık bir insan olduğum için olsa gerek, seni sevdiğim gibi sevemedim , sanki okumak ve öğrenmek seninle güzeldi, sen olmayınca benim için hiçbir şeyi öğrenmenin bir anlamı kalmamıştı.Sevginin güzelliğini ve gücünü bana yaşatan bu değerli öğretmenime sonsuz sevgi, sonsuz saygı ve şükranlarımı sunuyor,yaşıyorsa Allah’tan selamet , öldüyse rahmet diliyorum..

 

İşte ilk yaşadığım bu sevgi ışığında, hayatta her şeye can verenin sevgi olduğunu, sevgisiz her şeyin yok olduğunu anladım. Ayrılan sevgililere ağlarken temelinde hep çocukluğumda yaşadığım hiç unutamadığım ayrılık acısı vardır. Anne ve babasından ayrılan bir çocuğun gözlerindeki mutsuz bakışları anlayabilen yüreğimin, geçmişte yaşadığı acı tecrübesi vardır. Bir Kitapta okumuştum. ”Bir insanı öldürmek istiyorsan, onu ilgisiz ve sevgisiz bırakacaksın.” diyordu. Ne kadar doğru bir söz. İnsanı açlık öldürmez, ilgi ve sevgisizlik öldürür. Sokakta her gördüğünüzü yaşıyor sanmayın. Sokaklar bana göre, yaşayan ve yürüyen ölülerle dolu. İnsanların çoğu manen ölü, hissiz ve ruhsuz bir şekilde yaşıyor. Geçen gün, derneğe beni ziyarete gelen bir arkadaşım kocasının ilgisizliğinden şikâyet edip, hayatın hiçbir şey ifade etmediğini, yaşama gücünün olmadığını, çocuklarının varlığının bile kendisine yaşama gücü vermediğini söylemişti. Bana bakan gözlerinde can yoktu. Gözlerinin feri sönmüş, tıpkı bir ölü gibi ruhsuz bakıyordu. Kocasının işi başından aşkındı, karısına ayıracak zamanı yoktu. Sorsan Allah bilir ,” ben kimin için çalışıyorum, sizler için para kazanıyorum” diyecektir. Peki, sevdiklerimize ilgi ve sevgiyi gösterecek hiç mi zamanımız yok. Hayat çok kısa, ruhlar çok yalnız..Kadınlar duygusal, erkekler mantıksal yaratılmış varlıklar..

Erkekler;  kadınların hiçbir şeyden memnun olmadıklarından, kadınlar ise erkeklerin kendilerini hiç anlamadıklarından şikâyetçi. Oysa biz kadınlar sanıldığının aksine, çok küçük şeylerden mutlu olabilen varlıklarız, sadece sevgi ve ilgi görmek bir kadına yeter. Bence sevgi görmeyen kadınlar içindeki sevgi boşluğunu, altınla inciyle, ev eşyalarıyla doldurmaya çalıştıkları için, kadınların çok şey istediklerini sanıyor erkekler… Küçük bir tebessüm binlerce altından daha değerlidir kadınlar için, ama bunu beyler bilmiyorlar.

 

Küçük bir çocuk için birbirine sevgiyle bakan anne ve babadan daha değerli ne olabilir. Çalışan bir annenin 5–6 yaşlarında ki çocuğu, bir gün annesine: ”anne, ben hiç oyuncak istemem, sen çalışma yanımda ol.” Demesini hiç unutamam. Sevgiye açlığı, oyuncağa olan tutkusundan vazgeçirmişti minicik çocuğu. İnsanların bütün hırçınlıkları, aslında sevgisizlikten. Yüzleri asık insanların en çok sevgiye muhtaç insanlar olduklarını düşünürüm. Bütün kötü alışkanlıkların sevgisizlikten olduğunu iddia etsem sanırım abartmış olmam. İçki, sigara, kumar, cinayetler ve hırsızlıklar, hepsi ilgi ve sevgi yoksulluğundan.  20 sene sigara içmiş birisi olarak, bende sanırım sevginin yokluğundan buna alışmıştım. Bir doktora;  ben sigarayı bırakamıyorum, ne yapmalıyım demiştim. Ruh yalnızlık çekiyor, o yüzden sigarayı bırakamıyorsunuz demişti. Ve ben yıllar sonra bir sevgi uğruna sigarayı bırakmayı başardım. Sevginin gücü, sigaraya olan tutkumun gücünden üstündü ve ben Allah’a hamd olsun sigarayı sevginin gücüyle yendim. Allah bütün kötü alışkanlıkları olanları sevgiyle kurtarsın.

Bir yerlerde okumuştum ;”en çok ihtiyaç duyduğumuz şey,  en çok vermemiz gereken şeydir” diyordu kitapta. Demek ki en çok sevgiye ihtiyacımız varsa, en çok da sevgi vermeliyiz insanlara. Verdiğimiz şey bize, verdiğimiz kadarıyla geri dönecektir, belki daha fazla. Sevgi eken; sevgi, nefret eken; nefret biçecektir. Madem sevgi bu kadar önemliymiş hayatımızda, haydi bizde bir sevgi kampanyası başlatalım içimizde, hem de sonu olmayan bir kampanya. Her şeyin kampanyası oluyor da, sevginin niye olmasın ki. Açlıkla, susuzlukla mücadele kampanyası oluyor da, sevgisizlikle mücadele kampanyası niye olmasın.

 

Nijer’de ve diğer ülkelerde açlık ve susuzluk var. Batı dünyası, oralara ilgi ve sevgi götürseydi açlıktan ölürler miydi? Oradaki Müslüman kardeşlerimizi açlık kadar inanın, ilgisizlik ve sevgisizlik öldürmüştür. Geçtiğimiz ramazan ayında Nijer’e giden, derneğimizin mali müşaviri Sayın, Hüseyin Aybilek’in anlattığı bir anısı beni çok duygulandırmıştı. Nijer’deki Müslüman kardeşlerimize gıda yardımı yapıyorlarmış ve artık vakit gece yarısı olmasına rağmen çadırların etrafından Nijerli kadınlar gitmiyorlarmış. Niçin gitmediklerini sordukları zaman şunları söylemişler; ”biz sizin ne yapmaya çalıştığınızı anladık, Allah sizden razı olsun, yaşadığımız sürece sizlere dua edeceğiz, biz öldükten sonra torunlarımız sizlere dua edecek, kıyamete kadar, dünya durdukça size duacıyız.” demişler. Bu olay inanın tüylerimi ayağa kaldırdı. Hayatım boyunca unutamayacağım, Çünkü o insanların orada sevinip, mutlu oldukları şey sanmayın ki aldıkları birkaç kilo gıda yardımı.. Onları mutlu eden tek şey birilerinin kendilerini düşünüp, ilgi ve sevgi göstermeleri, onlar için yiyecek ve içecekten çok daha önemliydi.

 

Şimdi gelin hepimiz içimizde bir sevgi kampanyası başlatalım. Gönlümüzdeki sevgi bankasından, hesabımızda ne kadar sevgi birikimimiz varsa hepsini, bütün insanların sevgi hesabına yatıralım. Paramız yoksa sevgimizde mi yok. Nijer’deki ve diğer İslam ülkelerinde ki kardeşlerimize sevgiyle bir fatiha göndersek, sevgimizin ilk adımını atmış olmaz mıyız?.. Diriye fatiha olur mu demeyin, neden olmasın, en az ölüler kadar, dirilerin de fatiha ve duaya ihtiyacı var. Sevdiklerimize vereceğimiz en güzel, en değerli hediye inanın duadır. Sevgi duayla canlanır, hayat bulur. İçimizdeki bütün kinleri, öfkeleri, nefretleri, yok ediyor, herkesi af ediyor hayata ve insanlara sevgiyle bakıyoruz, tamam mı?

 

Bütün sevdiklerimize sevgimizi söyleyeceğiz. Eşlerimize, arkadaşlarımıza, anne ve babalarımıza, çocuklarımıza, hatta kâinat’ta gördüğümüz her canlıya ; ”Seni Allah için çok seviyorum diyeceğiz.”…

 

Ben kendi adıma herkese varsa hakkımı helâl ediyor, gönlümdeki sevgi bankasından hesabımdaki bütün sevgiyi, diğer insanların, sevgi hesabına yatırıyorum. Bütün insanlar hepinizi Allah için çok seviyorum. Sevgiyle doğun, Sevgiyle büyüyün, sevgiyle yaşayın, sevgiyle ölün.

 

Baki olan Allah’ın sevgisinde dirilmek dileğiyle…


Bu makale 2017-10-05 Tarihinde eklendi ve 1692 kez okundu